AGROSAM TARIMSAL PAZARLAMA LTD. ŞTİ. / 0 362 234 99 33
    • Gelecek Burada...
    • www.agrosamtarim.com

Faydalı Bilgiler

Ekim Dikim Tavsiyeleri
TOPRAK HAZIRLIĞI

  • Dikim yatakları bir önceki mahsulden kalan yabancı otlardan temizlenmelidir.
  • Eğer gerekiyorsa toprak ilaçlaması yapılmalıdır.
  • Örtü altı üretimi yapılıyorsa, önceki sezon ürününün sökümünün ardından sera etrafından uzaklaştırılmasına ve sera etrafının yabancı otlardan arınmış olmasına dikkat edilmelidir.
  • Takiben salma veya yağmurlama sulama ile toprak üst tabakalarındaki tuzluluk yıkanmalıdır.
  • Keseklerden arındırılmış ve iyi bir şekilde tesviye edilmiş dikim yatağını hazırlanmalıdır.
  • Toprak yeterince tavlı iken dikimi yapılmalıdır. Çok kuru veya çok ıslak toprağa dikim yapmaktan kaçınılmalıdır.
  • Yetiştiriciliklerde damla sulama tercih edilmelidir.
  • Toprak hazırlığı sırasında herhangi bir ot ilacı kullanılmamalıdır.

Tercihen dikim öncesi toprak yapısını iyileştirmek, kök hareketini kolaylaştırmak ve toprağa tutunmayı hızlandırmak amaçlı iyi yanmış hayvan gübresi (Samra) kullanılabilir.

FİDELERİN DİKİMİ

  • Dikim sıcak saatlerde yapılmamalıdır. Sabah erken veya akşam serinliğinde yapmaya özen gösterilmelidir.
  • Fideler, dikim öncesi mutlaka sulanmalıdır. Dikimden önce  fide henüz violdeyken bol sulama yapılması , violden çıkışı kolaylaştırmak anlamında önem kazanmaktadır.
  • Fideler violden çıkarılırken kök boğazı kısımlarından baskı ve sıkıştırma yapmadan, bu bölümün ezilmemesine dikkat edilerek çıkarılmalıdır.
  • İki elin yardımıyla fide dik tutularak dikim yapılmalıdır.
  • Fidenin kökleri eğilmemeli, döndürülmemeli ve baskı ile ezilmemelidir.
  • Fidelerin dikim ocakları fidenin kök ebatlarına uygun açılmalı, çok dar ya da çok geniş olmamalıdır.
  • Dikim ocağı ile kök sitemi arasındaki boşluğu toprakla doldurarak üstten bastırılmalıdır.
  • Toprak yapısına bağlı olarak dikim sonrası mutlaka yeterli sulama yapılmalıdır.
Üretimde damlama kullanılmışsa , dikimin hemen ardından damlama borusu fideye temas etmeyecek şekilde 3-4 cm uzağa konulmalıdır, üretim döneminin ilerleyen periyotlarında bitki kök boğazından bir o kadar daha uzağa alınabilir.


Fide Bekletme Tavsiyeleri

  • Kutular üst üste bekletilmemelidir.
  • Fideler iyi ışık ve havalanma olan yerlerde saklanmalıdır.
  • Fideler soğuk zararından korunmalıdır.
  • Fidelerin su durumu, fidelerin kök kısmı elle sıkılarak kontrol edilmelidir. Sulama gerekiyorsa tüm tepsi veya bir grup fide, fidelerin kök boğazı ve yaprakları ıslanmayacak şekilde küvet içine koyulan suya daldırılmalıdır.
  • Bekleme sırasında birden fazla çeşit var ise karışmamasına özen gösterilmelidir.
Bekletme 1 günden fazla olacaksa, fideler mutlaka kutularından çıkarılmalıdır ve hava sirkülasyonu sağlamak için viollerin araları açılmalıdır.
Fide Yetiştirme Süreleri
TÜRKIŞYAZ
AŞILI DOMATES5536
AŞILI KARPUZ5030
AŞILI PATLICAN5029
AŞILI HIYAR3020
AŞILI KAVUN3222
AŞILI BİBER5538
DOMATES4125
BİBER4429
PATLICAN4028
KARPUZ4523
KAVUN3418
HIYAR3316
KABAK2513
YEŞİLLİK3825


Gübreleme Tavsiyeleri

GÜBRELEME TAVSİYELERİ

  • Dikim öncesinde kök boğazı hastalıklarından korumak amaçlı henüz violdeyken ilaçlı suya batırılmış fideler, kök boğazı toprakla temas etmeyecek şekilde dikildikten sonra bol su ile sulanmalıdır.
  • Dikimin hemen ardından yapılacak olan sulamada, köklerin havayla temasını engellemek ve toprağın tamamen oturmasını sağlamak amaçlı tercihen hortumla (şifon su) yapılabilir.
  • Kökten yapılacak ilk sulamada ya da tercihen 2. Sulamada, fide köklerinin toprağa tutunmasını hızlandırmak, fidelik koşullarından arazi şartlarına adaptesinde fideye yardımcı olmak amaçlı, köklendirici diye tabir edilen Humik & Fulvik asit içerikli sıvı gübre uygulaması yapılmalıdır.
  • Bundan sonra yapılacak olan gübrelemenin içeriği, yetiştirilen ürüne, iklim koşullarına ve  toprak yapısına bağlı olarak değişmekle beraber, genelde N&P&K oranının dengeli olması herhangi bir sıkıntı yaşatmadan bitkinin ihtiyacını karşılayacaktır.
  • İlerleyen periyotlarda yapılacak olan gübrelemelerin içeriği, EC – pH değerleri sera ya da arazideki bitki gözlemlerine göre değiştirilmelidir.



FUNGAL VE BAKTERİYEL HASTALIKLARDAN BAZILARI

1-Domateste Kurşuni Küf Hastalığı (Botrytis Cinerea): 
Hastalık gövde ve meyvelerde zarar meydana getirir. Lekeler önceleri toplu iğne başı büyüklüğünde olup bitkinin iç kısmında gelişerek genişler ve dokulara yayılırlar. Gövde ve meyve sapı lekeleri nedeniyle meyve dökümü ortaya çıkar. Hastalığın gelişmesi için en uygun koşullar 20–25 0C sıcaklık ve %95–98 orantılı nemdir. Mücadelede üretim serada ise havalandırmaya önem verilmeli, sık bitki dikiminden kaçınılmalıdır. Hastalıktan zarar görmüş bitkiler ortamdan uzaklaştırılmalı, üretim periyodunda çevrede ilk hastalık etmeni görüldüğünde uygun ilaçlarla ilaçlamaya başlanmalı, hasattan sonra hastalık etmeninin dayanıklı yapılarının toprağa karışmasını önlemek için bütün bitki artıkları toplanarak yakılmalıdır.

2-Kök Boğazı Yanıklığı Hastalığı (Phytophthora Capsici):
Hastalık bitkinin değişik dönemlerinde ve organlarında görülebilir. İleri dönemlerde bitkilerin kök boğazında önceleri koyu yeşil zamanla kahverengi siyaha dönüşen bir renk değişimi meydana gelir. Bu renk değişimi kök boğazını sarar, enfeksiyon kök bölgesine ulaşır, kök kabuğu kahverengi bir renk alır ve çürür, bitki solmaya başlar. Tohumlar sağlıklı bitkilerden alınmış olmalı, fidelikler hastalıksız temiz yerlerde kurulmalı, fideler aşırı sulanmamalı, havalandırmaya dikkat edilmeli, dengesiz gübreleme yapılmamalı ve özellikle Azotlu (N) gübrelemeden kaçınılmalıdır. Hastalıklı bitkiler imha edilmelidir. İlaçla mücadelesi yoktur. 

3-Domateste Bakteriyel Kanser ve Solgunluk Hastalığı  (Clavibacter Michiganensis): 
Hastalığı oluşturan bakteri tohumla taşınabilir. Ayrıca hastalıklı bitki artığı ile toprağı da bulaştırabilir. Tohumda bulunan bakteri doğrudan iletim demetlerine geçer ve bitkinin tamamına yayılır. Domates bitkileri çiçek devresine yaklaştığında alt yapraklardan solmaya başlar, zamanla yukarıya doğru ilerler. Bu solgunun bitkinin tek tarafında görülmesi ve zamanla solan yaprakların kuruması hastalığın tipik belirtisidir. Etkin ve ekonomik bir kimyasal mücadele yöntemi olmamakla beraber, temiz tohumluk kullanılmasına, hastalıklı bitkilerin imha edilmesine özen gösterilmelidir. Seralarda sürgün alımı işlemi yapılırken, sorunlu olduğu düşünülen bitkiler sona bırakılmalı, hastalığın görüldüğü yerlerde mümkünse ekim nöbeti yapılmalıdır. (Domates, biber dışında bir ürün yetiştirilmeli) 

4-Domates Gövde Öz Nekrozu Hastalığı (Pseudomonas Corrugata): 
Hastalığı oluşturan bakteriler toprak kaynaklıdır. Düşük gece sıcaklıkları ve yüksek orantılı nem hastalığı teşvik eder. Gövde, yaprak ve meyve sapları boyuna kesildiğinde öz dokusunun kahverengi siyah bir renk aldığı görülür. İlerleyen süreçlerde öz boşalır, gövde üzerinde kök gelişimi gözlenebilir. Etkin ve ekonomik bir kimyasal mücadele yöntemi olmamakla beraber, aşırı azotlu gübrelemeden kaçınılarak dengeli gübrelemeye özen gösterilmeli, hastalıklı bitkiler ortamdan uzaklaştırılmalı, kültürel işlemler yapılırken bu bitkiler en sona bırakılmalıdır.

5-Domateste Bakteriyel Benek Hastalığı (Pseudomonas Syringae):
  

Yaprak, sap, çiçek ve çiçek saplarında kahverengiden siyaha kadar değişen küçük siyah lekeler görülür. Meyvelerde küçük, koyu kahverengi yüzeysel kabarcıklar şeklinde lekeler görülür. Hastalığı oluşturan bakteri tohumla taşınabilir, ayrıca hastalıklı bitki artıklarıyla toprağı da bulaştırabilir. Temiz tohumluk kullanılması, hastalıklı bitki fidelikte görülmüşse seradan uzaklaştırılarak imha edilmesi, aynı şekilde hastalıklı bitki artıklarının da ortamdan uzaklaştırılması, fidelik & seraların sık sık havalandırılmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Hastalık etmeni görülür görülmez koruyucu ilaçlama yapılması (8-10 gün arayla 2-3 kez) ve mümkünse 1 yıllık ekim nöbeti uygulaması yapılması önemlidir. 
 
6-Domates Mildiyösü Hastalığı (Phytophthora İnfestans): 
İlk belirtisi yaprak ve gövdede soluk yeşil büyük, daha sonra esmerleşen sınırları belirsiz lekelerdir. Rutubetli havalarda yaprak altlarında grimsi renkte ince tüylü bir misel tabakasının meydana geldiği görülmektedir. Meyvede sapa yakın kısımlarda gri kahverengi lekeler görülür ve koşullar hastalık için uygun olduğunda tüm bitkiye yayılır, yanıklık şeklini alır ve bitkinin kurumasına sebep olur. Bitki artıklarıyla, ayrıca tohumla da taşınabilir. Serin ve rutubetli havalar hastalığın bulaşması için uygun ortamlardır. Hastalıklı bitki artıkları ve meyveler toplanarak imha edilmeli, hastalık genelde bitkinin yaprak altında oluştuğu için, ilaçlama yaparken (uygun kimyasallar ile) özellikle yaprak altları görecek şekilde bitkinin geneline ilaçlama yapmak daha doğrudur. 

7-Domates Yaprak Küfü Hastalığı (Cladosporıum Fulvum):  
Hastalık yapraklarda önce sarı, sonra kahverengimsi küf şeklindedir. Hastalık kısa zamanda tüm bitkiyi kaplayarak kurumasına sebep olur. Hastalık için uygun koşullar 20-25 derece sıcaklık ve % 95 nemdir. Hastalıklı bitkilerin imha edilmesine ve seraların iyi havalandırılarak sıcaklık ve nemin azaltılmasına dikkat edilmelidir. Yapraklarda ilk lekeler görüldüğünde, serin ve rüzgarsız havalar seçilerek, 10-15 gün arayla uygun kimyasallarla ilaçlama yapılmalıdır.  

8-Domateste Erken Yanıklık Hastalığı (Alternaria Solani): 
Bu hastalığa bitkilerin her devresinde rastlanır. Erken devrelerde fidelerde kök çürüklüğü veya kök boğazı yanıklığı yapar. İlk belirtiler yaşlı yapraklarda görülür. Yaprak, sap ve meyvede gayri muntazam küçük kahverengi lekeler halinde başlar. Lekeler iç içe daireler şeklinde 1–2 cm büyürler. Hastalığın şiddetli olması halinde bütün yapraklar kururlar. Çiçek ve meyve sapları hastalığa yakalanırsa dökülürler, meyvelerde genellikle sapın tutunduğu kısımda koyu renkli çökük, çoğu zamanda sınırlanmış lekeler oluşur. Hastalık için uygun gelişme koşulları 28–30 °C’dir. Temiz tohum kullanılmalı, fidelikler ve seralar sık sık havalandırılmalı, aşırı sulamadan kaçınılmalı, hastalıklı bitki artıkları ve fideler tarladan uzaklaştırılmalı, ilk belirtiler görülür görülmez serin ve rüzgarsız havalarda, 7-10 gün arayla uygun kimyasallarla ilaçlama yapılmalıdır. 

9-Domateste Bakteriyel Leke Hastalığı (Xanthomonas Vesicatoria):  
Yapraklardaki ilk belirtisi küçük, şekilsiz, yağlımsı lekelerdir. İlerleyen dönemlerde lekelerin birleşmesiyle tüm yaprak kurur. Yaprak sapı, sap ve meyve sapında yaprak belirtilerine benzer, yağlı görünüşte lekeler oluşur. Meyvelerde ise başlangıçta küçük zamanla büyüyen, hafifçe çukur ortası çatlayan lekeler oluşur ve zamanla bu lekeler meyveyi tümden çürütebilir. Hastalıklı bitki artıklarıyla toprağa geçip bulaştırabileceği gibi, etmen tohumla da taşınabilen bir bakteridir. Temiz tohumluk kullanmak, bulaşık görülen bitkileri ortamdan uzaklaştırarak imha etmek, sera havalandırmalarına özen göstermek, mümkünse hastalığın görüldüğü seralarda 2-3 yıllık ekim nöbeti yapmak gerekmektedir. Hastalık görülür görülmez koruyucu olarak yeşil aksam ilaçlaması yapılmalı, koruyucu olarak fidelik döneminde haftada bir, üretim döneminde 8-10 gün arayla uygun kimyasallarla ilaçlama yapılması gerekmektedir. 

10-Patlıcangillerde Külleme Hastalığı  (Leveillula Taurica):  
Öncelikle yapraklarda yuvarlakça ayrı ayrı görülen lekecikler, daha sonra birleşerek yaprak sapı, yaprak ayası ve gövdeyi tamamen kaplar. Hastalığın biraz daha ilerlemesiyle yapraklar pörsür ve aşağı doğru sarkar. Mevsim ilerledikçe lekelerin rengi beyazdan kül rengine döner. Hastalık ilerledikçe kurumalar meydana gelir ve bu şekilde büyük ölçüde ürün kaybı oluşur. Hastalıklı bitki atıkları toplanarak yakılmalı veya derine gömülmelidir. İlk belirtiler görüldüğünde uygun kimyasallarla ilaçlama yapılmalıdır. 

11-Sebzelerde Beyaz Çürüklük (Sclerotinia Sclerotiorum):
Hastalık fide devresinde kök çürüklüğüne, ileri devrelerde kök, gövde, yaprak ve meyvelerde çürümelere neden olur. Gelişmiş bitkilerde belirtiler kök boğazı ve toprağa yakın yapraklarda görülür. Zamanla yumaklar şeklinde toplanan misel tabakaları önceleri kirli beyaz renkte ve yapışkan bir halde iken daha sonra havanın etkisiyle koyu kahverengiden siyaha kadar değişen renkler alarak sert bir yapıya dönüşürler. Bu yapılar bulaşmış oldukları toprakta uzun yıllar kalabilir ve yıldan yıla bitkileri hastalandırmaya devam edebilirler. Hastalık su tutan, yüksek rutubetli alanlarda oluştuğu için, buralarda drenaja dikkat etmek gerekir. Temiz tohumluk kullanılmalı, bulaşık olan alanlarda uzun yıllar münavebe yapılmalı, hasattan sonra kalan artıklar temizlenip, toplanıp yakılmalı, sıcaklık ve nem kontrol altında tutulmalıdır. Uygun kimyasallar bulaşık olan alanlarda dikimden önce ve fide dikiminden sonra bitki yeşil aksamına yapılmalıdır. 

12-Sebze Fidelerinde Kök Çürüklüğü (Çökerten) Hastalığı (Phythium spp. , Rhizoctonia spp. Fusarıum spp., Alternaria spp., Sclerotinia spp.): 
Hastalık fide aşamasında görülür. Fide kök çürüklüğü hastalığı tüm sebze çeşitlerinin fidelik devresinde zararlıdır. Tohum ekimi sık olmamalı, hastalıklı fideler ayıklanmalı, fideler uygun hava koşullarında açılıp sık sık havalandırılmalı, fazla sulamadan kaçınılmalı, gereksiz yere fazla azotlu gübre kullanılmamalı, erken ekim yapmaktan kaçınılmalıdır. Uygun kimyasallarla tohum, toprak ve fidelerin toprak yüzeyine çıkışından sonra ilaçlanma yapılmalıdır.

Zararlılar

1-Sera beyaz sineği (Trialeurodes vaporariorum): 
Ergini 1 mm boyunda, bitkinin büyüme noktalarında ve taze yapraklarda bulunur. Larva 0.3-0.7 mm boyunda yaprağın alt yüzeyinde bulunur. Seralarda mevsim boyunca görülebilirler. Yılda 9-15 döl verirler. Larva ve ergin yaprak özsuyunu emerek beslenir. Emgi yaptığı yaprak sararır. Zararlı beslenirken tatlı bir madde salgıladığından, yapraklar üzerinde siyah bir tabaka oluşur, bu kısımlar özümleme yapamaz. Bu nedenle bitki zayıflar, verim düşer. Bitkideki azot(N) miktarının azalmasına neden olur, bu da bitkinin gelişimini olumsuz etkiler. Ayrıca virüs hastalıklarını taşır. Beyaz sinekler kışı yabancı otlar üzerinde geçirmektedir. Bu sebeple hasat bittikten sonra sera içi ve civarının ottan arındırılması uygun olacaktır. Seralarda yeterince sulama yapılmalı, beyaz sineğin ergininin seraya girişini engellemek için ince tül kullanılmalı, fakat bu esnada havalandırmaya özen gösterilmelidir. Mücadelede, önce populasyonu saptamak üzere dikimin hemen ardından seraya 1 adet sarı tuzak asılmalıdır. İlk ergin uçuşu saptandıktan sonra, belirli aralıklarla sarı tuzaklar asılmalı, kirlendikçe değiştirilmelidir. Yaprak başına 5 adet larva + pupa olduğunda ilaçlamaya başlanmalıdır. 

2-Kırmızı Örümcek (Tetranychus urticae- iki noktalı kırmızı örümcek): 
Erginler 0,5-0,7 mm oval şekilde olup, gözle zor fark edilirler. Yaprağın alt yüzünde ördükleri ipek ağlar arasında ergin, larva, nimf ve yumurtaları bir arada görülür. Kışı ılık geçen yerlerde yaz aylarında olduğu gibi yaşayıp üremeye devam ederler. Yılda 10-12 döl verirler. Bitki özsuyunu emerek beslenirler. Bu bitkilerin yaprakları sararıp kıvrılır, dökülür. Verim % 40-60 oranında düşer ve ürün kalitesiz olur. Çeşitli virüs hastalıklarının yayılmasına sebep olur. Temiz fide dikmek, hasattan sonra bitki artıklarını seradan uzaklaştırmak, ot alımına önem vermek gereğinden çok azotlu (N) gübre kullanmamak gerekir. Küçük yapraklı bitkilerde yaprak başına 3; büyük yapraklılarda ise 5 adet kırmızı örümcek görüldüğünde uygun kimyasalla ilaçlama yapmak gerekir. 

3-Sebzelerde Thripsler (Frankliniella occidentalis-Çiçek Thripsi): 
Ergini 1 mm boyunda, sarı renkte ve çok hareketlidir. Ergin ve larva yaprağın alt yüzünde ve birlikte bulunurlar. Sıcak bölgelerde konukçu bitki buldukları sürece üremeye devam ederler. Yılda 3-6, en fazla 10 döl verirler. Ergin ve nimfler, yaprak sap ve meyvelerinde, bitki özsuyu ile beslenirler. Beslendikleri yapraklar bir süre sonra beyazımsı veya gümüş rengini alırlar. Kurak geçen yerlerde zararı daha fazladır. Virüs hastalıklarını da taşırlar. Zararlı ile bulaşık bitki artıkları imha edilmeli, toprak işlemesi ve yabancı ot mücadelesi yapılmalı, seralarda küçük delikli tül ile havalandırma açıklıkları kapatılmalıdır. Küçük yapraklı bitkilerde 10 adet, büyük yapraklı bitkilerde 20 adet thrips görüldüğünde uygun kimyasalla ilaçlama yapılmalıdır. Domates tarımı yapılan yerlerde, domates lekeli solgunluk virüsü varsa, ekonomik eşik dikkate alınmadan ilaçlama yapılmalıdır. 

4-Domates Pas Akarı  (Aculops lycopersici):  
Domates pas akarı sarımsı beyaz renkte, hafif kambur, ince uzun, iğ şeklindedir. Dişiler 140-180 mikron boyundadır. Gözle görülmezler. Kışı, tarladaki bitki artıkları arasında geçirir. Sıcaklığın yüksek ve orantılı nemin düşük olması zararlının çoğalmasını hızlandırır. İlk önce bitkinin yere yakın gövdesinde, daha sonra yapraklarda ve meyvede görülür. Bitki özsuyu ile beslenirler.  Önce bitki gövde ve meyvelerinde yağımsı, bronz bir renk değişimi görülür. Zarar gören gövde ve yaprakların rengi parlak kahverengi veya kızılımsıdır. Alt yapraklarda kuruma olur. Yapraklar kavrulmuş gibi sert ve gevrektir. Gövde üzerinde çatlama olur ve büyüme durur. Meyvelerin üzeri sertleşir ve çatlar. Zararlının beslendiği bitkilerin bulunduğu alanlara yakın yerlerde fide yetiştirilmemelidir. Hasattan sonra derin sürüm yapılmalı, bitki artıkları tarlalardan uzaklaştırılmalıdır. Domates tarlalarını çevreleyen alanlarda yabancı otlar imha edilmelidir. İlk görüldüğünde uygun ilaçlarla kimyasal mücadeleye başlanmalıdır. 

5-Sebzelerde Yaprak Bitleri / Pamuk yaprak biti (Aphis gossypii) - Bakla yaprak biti (Aphis fabae)- Şeftali yaprak biti (Myzus persicae) - Patates yaprakbiti (Macrosiphum euphorbiae ) - Lahana yaprakbiti (Brevicoryne brassicae): 
Vücutları oval biçimde, 1,5- 3.0 mm boyunda, sarı – yeşil – siyah renktedirler. Ergin ve nimfleri bitkilerin sürgün, yaprak ve yaprak altlarında toplu halde bulunurlar. Yaşayışlarına göre tek ve iki konukçulu türler olmak üzere iki gruba ayrılırlar. Bölgelere ve türlere göre yılda 10-12 döl verirler. Bitki özsuyunu emerek beslenirler. Beslendikleri yapraklarda, taze sürgünlerde kıvrılmalar ve şekil bozuklukları oluşur. Salgıladıkları tatlı madde yaprağı kaplar, üzerinde mantar gelişerek yaprak kararır. Bitkilerde verimi azaltır, kaliteyi bozar. Virüs hastalıklarını taşır. Hasattan sonra toprak üstünde kalan bitki sapları ve yabancı otlar imha edilmelidir. Küçük yapraklı bitkilerde 10 adet, büyük yapraklı bitkilerde 20 adet ve daha üzeri yaprak biti görüldüğünde uygun kimyasalla ilaçlama yapılır. 

6-Yaprak Galeri Sinekleri (Liriomyza trifolii, Liriomyza bryoniae,Liriomyza huidobrensis, Phytomyza horticola): 
Erginleri 1-2 mm boyunda gri- siyah renktedir. Larvaları en fazla 3 mm boyunda, beyaz- sarı renkte ve şeffaftır. Erginleri bitkinin tüm yapraklarında, larvaları galeri içinde bulunur. Sera koşullarında bütün mevsim boyunca, yazın yabancı otlar ve sebzeler üzerinde görülürler. Sera koşullarında yılda 10 döl verirler. Dişiler yapraklarda küçük yaralar açar, buradan çıkan özsuyu ile beslenir ve hücre bozulmasına neden olurlar. Beslenme delikleri sarararak küçük lekeler meydana getirir. Larvalar yaprakların iki zarı arasında kalan etli doku ile beslenir ve galeri oluşturur. Daha sonra zarar görmüş bölgeler sararıp kurur ve yapraklar dökülür. Genç bitki ve fidelerde gelişmeyi geciktirir. Kalite ve verim kaybına neden olur. Sera içi ve çevresi yabancı otlardan arındırılmalı, havalandırma açıklıkları ince telle kapatılmalı, bitki artıkları imha edilmeli, bulaşık fideler seraya dikilmemeli, toprak 10 cm derinliğinde sürülerek  topraktaki pupalar yok edilmelidir. Fide dikimiyle beraber ilk ergin uçuşunu belirlemek üzere dekara 1 adet sarı yapışkan tuzak asılır. İlk ergin uçuşu görüldükten sonra 10 metrekareye 1 adet tuzak gelecek şekilde asılır. Küçük yapraklı bitkilerde yaprak başına 4 adet, büyük yapraklı bitkilerde yaprak başına 10 adet larva olduğunda uygun kimyasallarla ilaçlama yapılır. 

7-Sebzelerde Yeşilkurt (Heliothis armigera, Heliothis viriplaca , Heliothis dipsacea): 
Kelebekler bej – kahverengi veya yeşilimsi renktedir. Larvaları 15-45 mm boyunda, kirli beyaz renkte ve üzeri kıllıdır. Kelebekler genelde akşam üzeri uçuşur, Larvaları bitkilerin yaprak, meyve ve taze sürgünlerinde görülür. Larvalar önce yapraklarda beslenir, yenik kısımlar sararıp kurur. Daha sonra meyveleri delerek içine girer ve orada beslenir. Bunun sonucunda da meyveler çürür. Tarla ve çevresinde yabancı ot temizliği ve derin sürüm yapılması önemlidir. İlk yeşil meyveler oluştuğunda, larva giriş deliği gözlenen meyveler toplanıp imha edilmelidir. Bitkilerde %5 bulaşma olduğunda uygun kimyasallarla ilaçlama yapılmalıdır.  

8-Sebzelerde Danaburnu (Gryllotalpa gryllotalpa): 

Danaburnu erginleri 6-7 cm boyunda, açık veya koyu kahverengi ve oldukça iri böceklerdir. Baş ileri uzamıştır. Yaşamının çoğunu toprak altında geçirir. Geceleri ve çok bulutlu günlerde faaliyet gösterirler. Ergin ve nimfleri toprak içinde galeri açarak ilerlerken rastladıkları tohum, kök, yumru gibi her tür bitkisel materyali kemirerek zarar verirler. Özellikle yeni dikilmiş veya yeni çimlenmiş sebze fidelerinin köklerini keserek kurumalarına neden olurlar. Toprağın zamanında ve iyi şekilde işlenmesiyle de zararlının toprak altında bulunan yaşam ortamları bozularak açığa çıkan yumurta, nimf ve erginlerinin sıcak ve doğal düşmanlar tarafından imhası sağlanmış olmaktadır. Zararlının, gübreli ve sıcak toprakları sevmesinden hareketle, bahçelerin uygun yerlerine yaz sonuna doğru yanmamış çiftlik gübresi kümeleri bırakılarak, ilkbaharda burada toplanan nimf ve erginlerin öldürülmesi populasyonu azaltma bakımından oldukça yararlıdır. Bulundukları yerde mutlaka zarar yapmaları nedeniyle, yoğunluklarına bakılmadan mücadelesi yapılmalıdır. 

9-Sebzelerde Telkurdu (Agriotes spp.): 
Türlere göre değişmekle birlikte, erginlerin renkleri genellikle grimsi veya kahverengimsi siyahtır. Olgun larva 2-3 cm boyundadır. Kışı larva veya ergin halde toprak içinde geçirirler. İlkbaharda havaların ısınmasıyla birlikte larvalar toprak yüzeyine yaklaşarak beslenirler. Esas zararı larvalar yapar. Larvalar bitki köklerini kemirerek, kalın kök ve yumruların içine girerek zararlı olurlar. Ayrıca yaralanma yerlerinden patojen bakteri ve funguslar bitkiye girerek çürümeler meydana getirirler. Yaz sonu veya sonbahar başında yapılacak toprak işlemesi sayesinde larvaların sıcak ve kurak şartlarda bırakılarak ölmesi sağlanabilir. Ekim nöbetinde, tel kurdu bulunan tarlalarda zarardan aşırı etkilenen konukçular ekilmemelidir. Ortalama metrekarede  6 adet yada daha fazla sayıda larva mevcutsa, uygun kimyasalla ilaçlama yapılır. 

10-Domates güvesi (Tuta absoluta)
Erginlerin boyu yaklaşık 6 mm, kanat açıklığı 10 mm’dir. İplik şeklinde antene sahiptir. Erginin ön kanatları gümüşümsü gri & kahverengi renkte pullu olup kanatlar üzerinde karakteristik siyah noktalar bulunur. Yumurta, oval-silindirik krem sarı renkli, oldukça küçük olup 0.4 mm boyunda, 0.2 mm genişliğindedir. Yumurtalar, genellikle yaprak altına, tomurcuk ve olgunlaşmamış yeşil domates meyvelerinin taç yapraklarına bırakılır. Yumurtadan çıkan larva beyaz ya da krem renklidir, başı siyahtır. Dört larva dönemi geçirir. İlk dönem larva 0.9 mm uzunluğunda iken dördüncü dönemde 8 mm’ye ulaşır. Larva olgunlaştıkça vücut rengi yeşile döner. Son döneme ulaştığında rengi pembemsidir. Olgun larvanın başı kahverengi olur. Larvanın başının arkasında prothoraksta bulunan koyu renkli bant ayırdedici en önemli özelliğidir. İlk dönemden sonra yeşil renge dönen zararlı son döneme doğru pembemsi renkte görünür. Larva süresi 13-15 gün sürer. Yüksek üreme potansiyeline sahiptir. Larva besin bulduğu sürece diyapoza girmez. Avrupa’da koşullar uygun olduğu sürece yılda 10-12 döl vermektedir. Yaşam çemberini çevre koşullarına bağlı olarak 28-29 günde tamamlar. Kelebekler nocturnal olup geceleri aktiftirler ve gündüzleri yaprakların arasında saklanırlar. Bir dişi yaşam süresi boyunca 250-260 adet yumurta bırakabilir. Kışı yumurta, pupa veya ergin olarak geçirir. Düşük sıcaklık, zararlının yaşamını kısıtlayan bir faktör olduğu için 1000 metreyi aşan yüksekliklerde bulunmamaktadır. Ancak bir literatürde Peru’da 3000 metre yükseklikte bulunduğu kaydedilmiştir. Ilıman iklim zararlısı 9°C’nin altında gelişemez. Zarar potansiyeli çok yüksek olan etmen, tarla ve örtü altı domates yetiştiriciliğinde ana zararlı konumundadır. Yumurtadan çıkan larva yaprak, meyve ve sapa girerek beslenmeye başlar. Yaprağın iki epidermisi arasında beslenerek yaprakta şeffaf galeriler oluşturur. Bu şeffaf boşluklar daha sonra nekrotikleşerek kahverengine dönüşerek kurur. Bitkinin yeşil aksamında açılan galeriler nedeniyle bitki tamamen kuruyabilir. Yaprakta ve meyvede açılan galerilerde zararlının siyah renkli beslenme artıklarını görmek mümkündür. Özellikle yapraklardaki siyah artıklar dikkat çekicidir. Zararlı, genellikle taze sürgün uçlarını çiçek ve yeni meyveleri tercih ettiği için kolaylıkla tanınabilir. Domates meyvesinin her döneminde zarar yapabilir. Zararlının meyvede açtığı galerilerin görüntüsü düzensiz olup meyvenin her tarafında görülebilir. Meyvede açtığı galerilere sekonder mikroorganizmalar yerleştiğinde çürümeler görülebilir. Zararlı kurak koşullarda yoğun populasyonlarda, mücadele yapılmadığında domateste % 50-100 ürün kayıplarına yol açabilmektedir. Mücadele yapıldığında da %1-5 oranında ürün kayıpları görülebilmektedir. Ana konukçusu domatestir. Üretim materyali ile, domates meyvesi ile, taşıma ekipmanları (kasa, kutu vb) ve nakliye araçları ile taşınabilmektedir. Tohumla taşınmaz. Yumurtadan çıkan larva yaprak içine girip galeriler içinde beslendiği için mücadelesi oldukça zordur. Zararlı ile bulaşık yaprak, meyve bitkilerin üretim alanından uzaklaştırılmalıdır. Kültürel önlem olarak; üretim alanı ve çevresinde zararlıya konukçuluk edebilecek yabancı otlarla mücadele edilerek çıkışlarına izin verilmemelidir. Hasat sonrası tarlada kalan zararlı ile bulaşık bitki artıklarının imha edilmesi gerekir. Ürün münavebesi önemlidir. (Solanaceae familyasına bağlı olmayan ürünlerin yetiştirilmesi) Toprak sürümü ve yetiştirme tekniğine uygun gübreleme ve sulamanın yapılması gerekir. Seradaki giriş ve havalandırma açıklıklarının zararlının giremeyeceği incelikte tül ile kapatılmalı ve seralarda girişlerin çift kapılı olmalıdır. Biyolojik mücadele olarak; Parazitoit Trichogramma pretiosum ve predatör Podisus nigrispinus’un zararlı üzerinde etkili olduğu bildirilmiştir. Ayrıca Nesidiocorus tenuis ve Macrolophus caliginosus’un biyolojik mücadele etmeni olarak kullanılan predatörler arasında yer almaktadır. Bu predatörlerden Nesidiocorus tenuis ve Macrolophus caliginosus’un ülkemiz faunasında bulunduğu ve özellikle örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde entegre mücadele çalışmalarında yararlanılan doğal düşmanlar içinde yer aldığı kayıtlıdır. Biyoteknik yöntemler; İzleme (monitor) amaçlı 2-4 feromon / ha ve  Kitlesel tuzaklama; Feromon + Su tuzakları  kullanılmaktadır. Tüm bu mücadele yöntemleriyle beraber uygun kimyasal ürünlerle ilaçlama yapmak da gerekmektedir. 

Virüs

1-Domates Lekeli Solgunluk Virüsü (Tomato Spotted Wılt Tospovirus): 
Virüs thrips türleri ile aktif olarak taşınır. Domates yapraklarında bronzlaşma, kıvrılma, nevrotik çizgiler ve benekler oluşur. Yaprak sapı, gövde ve yeni gelişen sürgünlerde koyu kahverengi sürgünler gözlenir. Sürgün ucunda geriye doğru ölüm, bitkide tek yönlü bodurluk ve solgunluk tipik belirtisidir. Olgun meyve üzerinde açık kırmızı veya sarı alanlar gözlenir. Yapraklarda klorotik çizgili lekeler veya nekrotik noktalar görülür. Üretim alanlarında yabancı otla ve thripsle mücadele edilmelidir. 

2-Domates Mozayik Virüsü (Tomato Mosaic Tobamovırus): 
Hastalık etmeni tütün mozaik virüsüdür. Hastalıklı bitki artıkları yabancı otlar, sigara ve tütün kırıntılarında yaşayışını sürdürebilir. Konukçularından mekanik olarak taşınır. Yapraklar üzerinde açık yeşil, sarı ve koyu yeşil renkte mozaik lekeler görülür. Yapraklarda kıvrılmalar görülür ve yapraklar esnekliğini kaybederek kırılgan bir yapı alır. Bitkilerde bodurluk oluşur. Yapraklarda mor renk oluşumu görülür. Yaprak ve meyvelerde uzun kahverengi çizgiler görülür. Şüpheli görülen bitkiler imha edilmeli, bakım işlerinden önce eller bol sabunlu suyla yıkanmalı, fidelik ve tarlada sigara ve tütün içilmemeli, bakım işlerinde kullanılan aletler % 5 hipolu suyla dezenfekte edilmeli, hasattan sonra bitki artıkları imha edilmeli, en az 2 yıllık ekim nöbeti uygulanmalı, sertifikalı tohum kullanılmalıdır. 

3-Hıyar mozayik virüsü (Cucumber Mosaıc Cucumovirus): 
Hastalığın etmeni hıyar mozayik virüsü ve bu virüsün ırklarıdır. Hastalıklı bitki artıklarında ve yabancı otlarda yaşamını sürdürebilirler. Yabancı otlar virüsü belirti göstermeden yaşayabilir. Etmen yabancı ot tohumları, mekanik olarak ve yaprak bitleri ile yayılır. Hastalığın ilk belirtisi yaprak damar aralarındaki küçük yeşilimsi lekelerdir. Daha sonra bu lekelerin şiddetlendiği ve yayıldığı görülür. Bitkide bodurluk ve yapraklarında deformasyon oluşur. Yapraklar arasında görülen lekeler kabarcıklaşır. Benzer leke ve kabarcıklar meyvede de görülür. Bitkide kol atma yavaşlar ve meyvede şekil bozuklukları görülür. Hastalıklı bitkilerden tohum alınmamalı, hastalıklı bitkiler imha edilmeli, bakım işlerinden önce eller bol sabun ve suyla yıkanmalı, yabancı otlar temizlenmeli, sertifikalı tohum kullanılmalıdır. 


NEDEN AŞILI DOMATES FİDESİ

  • Anaç olarak kullanılan çeşide göre değişmekle beraber genel olarak toprak kaynaklı şu hastalıklara karşı dayanım ve tolerans sağlar: 
    Özellikle kış sezonu, olumsuz toprak koşullarında aşısız fide ile yapılan yetiştiriciliğe oranla daha iyi sonuç sağlar.
    • V: Verticillium
    • N: Nematod (toprak sıcaklığının 280C’yi geçmesi ile dayanım azalır.)
    • P(K): Kök çürüklüğü (Mantarı)
    • F: Fusarıum
    • Fr: Fusarıum kök çürüklüğü
  • Aşılı fide ile yapılan üretim, daha kuvvetli bir bitki gelişmesi sağlar, bu durum uzun bir yetiştiriciliğe olanak verir ve daha fazla verim elde edilir.
  • Meyve iriliğinde belirli bir artış olur.
  • Toprak kaynaklı hastalıklara karşı daha az ilaçlama yapılacağı için döllenmede kullanılan bambus arılarının yaşam süreleri ve etkinlikleri üzerindeki olumsuz etkileri azalır.
  • Daha az ilaç kullanımı ile daha ekonomik çevre ve insan sağlığına daha duyarlı bir üretime olanak verir. İhracatta karşılaşılabilen kalıntı sorunlarının azalmasına, ekolojik ve organik ürün yetiştiriciliğine imkan sağlar.

NEDEN AŞILI HIYAR FİDESİ

  • Topraktan kaynaklanan bazı hastalıklara karşı, dayanıklılığı daha yüksektir. (Fusarıum oxysporum, vs.)
  • Olumsuz toprak ve iklim koşullarına daha çabuk uyum sağlar.
  • Bitkinin toprağa tutunup, yeniye geçişi daha çabuk olur (anaç performansına bağlı olarak).
  • Dekara dikilen bitki sayısı isteğe bağlı olarak %30 ile %50 daha az dikilebilir.
Aşılı bitkinin kök yapısı güçlü olduğu için, hasat süresi düz fideye göre daha uzun ve dolayısıyla dekardan alınan toplam ürün miktarı daha fazla olur.


NEDEN AŞILI KARPUZ FİDESİ

  • Soğuk  hava ve toprak koşullarına tolerans sağlar.
  • Daha önce karpuz veya kavun yetiştiriciliği yapılmış topraklarda aynı arazide her yıl ekim yapma olanağı verir.
  • Güçlü bir bitki gelişmesi gösterir, bu nedenle yarı yarıya fide yeterlidir.
  • %10-50 arasında verim artışı sağlar.
  • Daha iri meyve oluşturur.
Olgunlaşmış ürünün tarlada bekleme süresi ve raf ömrü uzun olur.

NEDEN AŞILI PATLICAN FİDESİ

  • Verticillium ve Fusarium’a,  bazı anaçlarda ise ek olarak Nematod’a dayanıklıdır.
  • Bitki yapısı ve meyve kalitesi düz fideye göre daha iyidir.

DİKİM VE YETİŞTİRİCİLİK AŞAMALARINDA DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR

  • Dikim öncesi ve sonrası aşı noktası ve üstü hiçbir zaman toprakla temas ettirilmemelidir.
  • Dikimden önce fide violde iken mutlaka doyurucu şekilde sulanmalıdır ve dikim sonrası can suyu yeteri kadar verilmelidir.
Kökün toprak içindeki hareketini hızlandırmak için bitki ipe alındıktan sonra damlama sulama boruları kök boğazından 15–20 cm uzaklaştırılmalıdır.

Neden Aşılı Kavun & Aşılı Biber üretimi

Neden aşılı kavun ? Neden aşılı biber ? 

Ülkemiz topraklarında hastalık etmenlerinin son yıllarda yaygın ve yoğun olması
Aşılı fidelerin düz fidelere oranla toleransının ve direncinin daha yüksek olması
Birçok toprak öncesi ve üretim dönemi kimyasallarının kullanımdan kaldırılması 

Ve dolayısıyla üreticilerimizin alternatif çözüm arayışına geçeceği gelecek süreçler için farklı bölgelerde , farklı üst ve anaçlarla aşılı kavun ve aşılı biber fideleri hazırlanıp , firmamız teknik departmanı tarafından üretici koşulları performansları izlenerek uygulanabilirlikleri izlenmiştir. 
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.65167.6823
Euro8.95278.9886
Hava Durumu
Saat
Takvim